Zeus Sunağı Bergama’dan Berlin’e nasıl kaçırıldı?
- Adil Can Kavcar
- 19 Eyl 2022
- 2 dakikada okunur
1800’lü yıllar Osmanlı’da büyük otoriter boşlukların oluştuğu ve birçok Avrupalı devlete imtiyazların verilmeye bağlandığı yıllardı.
1854 yılında Kırım Savaşı sonrası İngiltere’den alınan 200.000 pound borç ile başlayan borç alma geleneği devletin yıkılışına kadar çeşitli nedenler ile devam etti.
Alınan borçlar ve borcun zamanında ödenememesi Avrupalı devletlere verilen imtiyazları arttırdı.
Ülke üzerinde hemen her kilit noktanın hâkimi haline gelen batılılar, elde ettikleri bu imtiyazları sonuna kadar kullanmaktan geri durmadı.
Özellikle Almanya, yönetici statüsünde Osmanlı ile iyi ilişkiler içerisindeydi.
Bu ikili ilişkiler sayesinde Avrupa’nın gerisinde kalmış Anadolu topraklarını tekrar imar ve inşa etmek üzere hemen her alanda Osmanlı’ya yardım ediyor veya yardım ediyor gibi gözüküyordu.
Özellikle o dönemde Anadolu topraklarının kara ve demiryollarının fizibilitesinin çıkarılması ve geliştirilmesi konusunda Almanlardan yardım alınıyordu.
Ayrıca yabancı şirketler, yapmış oldukları bu çalışmaların gerçekleştiği sahanın yirmi kilometre çevresinde bulunan her türlü cevher ve eserin belli bir oranına sahip olma hakkına sahipti.
Alman mühendis Carl Humann’ın Anadolu topraklarında yapmış olduğu büyük keşfin temeli de yine böyle bir fizibilite çalışması sırasında kimilerine göre şans eseri kimilerine göre ise daha önceden bilinerek atılmıştı.
Keşifte Alman Mühendis Carl Humann Faktörü
Humann’ın arkeoloji ile bir mühendis olarak tanışmasının sebebi o dönemde arkeolojinin ayrı bir bilim dalı olarak kabul edilmemesine dayanır.
İlk kez Sisim adasında kazı çalışmalarına katılmıştı. O tarihten bu yana Sadrazam Fuad Paşa ile kurduğu iyi ilişkiler sayesinde neredeyse bütün kıyı Ege’yi gezdi ve tarihi kalıntılar üzerine fikir sahibi oldu.
Bu gezi sırasında Bergama’da ki önemli kalıntılar hakkında ön bilgi sahibi oldu.
Ayrıca bölgeden elde ettiği bazı küçük kalıntıları incelenmesi için Berlin’e gönderdi.
Gönderilen örnekler Kraliyet Müzesi Müdürü olarak görev yapan Arkeolog Alexander Conze’ye ulaşmış ve yapılan incelemeler sonunda oldukça ilgi çekici bulunmuştu.
Conze daha sonra Humann ile yaptığı görüşmede Bergama bölgesinde geniş çaplı bir kazı çalışması yapılması ile ilgili büyük bir ödenek sağlayabileceğini bildirmişti.
Böylece kazılar Carl Humann başkanlığında 1878 yılında başladı.
İlk iş olarak kazı alanının geniş bir planı çıkarıldı.
Kazı izni süresinin kısıtlı olmasından ötürü Almanlar hızlı olmak zorundaydı.
Bu nedenle Zeus Sunağının bulunan her parçası hızlıca numaralandırılarak Berlin’e nakledildi.
Fakat hızlı olmaları bazı aksaklıkları beraberinde getirdi.
Eserlerin çoğu çıkartılırken veya nakledilirken zarar gördü.
Arkasından Berlin’de yapılan montaj sırasında da bazı eserler aslına uygun olmayacak biçimde monte edildi.
Kazının son günlerine doğru Osmanlı Hükümeti yaşadığı ekonomik darboğaz sebebi ile belirli bir ücret karşılığında kazıdan hükümet payına düşen kısmın da Almanlara verilebileceğini bildirdi.
Humann ve Conze bu öneriyi de kabul ederek hükümete düşen payı da Almanya’ya nakletti.
Orijinal ölçüleri 35,64 metre genişlik, 33,40 metre derinliğe sahip olan Zeus Sunağı, Berlin'deki montaj çalışmalarının uzun sürmesi ve birinci dünya savaşının bitişinin beklenmesi sebebiyle ancak 1930 yılında ilk kez tamamen ziyarete açıldı.
Günümüzde her yıl müzeyi ortalama olarak 1,1 milyon kişi ziyaret etmektedir.
Türkiye Cumhuriyeti, kültür bakanlığının yürüttüğü yurtdışına götürülen eserleri geri toplama politikası gereğince eseri geri istemesine rağmen şu ana kadar Federal Almanya hükümeti veya ilgili makamlarından olumlu veya olumsuz bir yanıt alınabilmiş değildir.
Cumhuriyet dönemi sonrasında yapılan çalışmalarla yurtdışına götürülen veya kaçırılan yüze yakın eser geri getirilebilmiştir.
Fakat şu an hala bu topraklardan 1800’lü yıllarda çıkarılıp yurtdışına götürülen ve orada sergilenen yüzlerce eser bulunmaktadır.
Comments