top of page

Türkiye'de Tercümanlık mesleğinin dünü, bugünü ve yarını - 1

  • Yazarın fotoğrafı: Hasan Kavcar
    Hasan Kavcar
  • 16 Nis 2022
  • 2 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 14 Eki 2022

Üzerinde yaşadığımız kadim Anadolu toprakları, yirmi beş bin seneden fazla tarihi geçmişi ile birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış, bu uygarlıkların sayısız, paha biçilmez eserleri ile adete doğal, açık hava müzesi niteliğindedir.


Bu topraklar, ev sahipliği yaptığı uygarlıkların geleneklerini, göreneklerini, kültürlerini, özümsemiş, bir dünya kültür mirası sembolü olmuştur.


Her türlü önyargıdan uzak olarak, kadim Anadolu topraklarında yaşayan bu uygarlıklar, çok değişik köklü dillere sahip olmuş, bunları arkeolojik sanat eserlerine, kayalara, kil tabletlere, deri üzerine yazarak günümüze kadar, bir kültür mirası olarak gelmesini, sağlamışlardır.

Tarih öncesi (Prehistorya) dönemden kalan çoğu çözülmüş olan eski Anadolu uygarlıkları yazıtları incelendiğinde Anadolu’da birçok dilin yaygın olarak kullanıldığı, tespit edilmiştir.


Bu zengin tarihi arkeolojik geçmişi içinde Anadolu uygarlıkları dillerini başka dillere çevirebilen tercümanların önemli rolü olmuştur.


Eski Mısır, Yunanistan, Anadolu uygarlıklarına ait idari, hukuk, sosyal, felsefe konularına ilişkin metinler tercüme edilerek ülkeden ülkeye dolaşmıştır.


Eski Anadolu uygarlıkları dilleri olan Sümerce, Hititçe ve Akadça'nın iki lehçesi Asurca ve Babilce, Urartuca, Aramice (Süryanice), Ermenice, Arapça, Yunanca, Keldanice, Kürtçe diyalekleri Zazaca, Kırmanice, Soranice, dilleri ve diyalektleri Anadolu’da yaygın olarak kullanılmış, bu konuda eserler yazılmış, başka dillere tercüme edilmiştir.


Eski Anadolu uygarlık dilleri olan Sümerce, Hititçe ve Akadca’nın iki lehçesi Asurca ve Babil’ce, dillerini iyi bilen Arkeolog Veysel Dombaz*’ın bu konuda birçok çalışması ve eserleri vardır.


Van Urartı kalesinde uzun yıllar bekçilik yapan ve kendi çabası ile antik Urartu’ca dilini öğrenen, dünyada bu antik dili bilen 38 kişiden biri olan Mehmet Kuşman, üniversitelerimizde Urartu’ca ders verilmesini önermiştir.


Şikago Üniversitesi tarih bölümü yaptığı yüz yıllık çalışma sonucunda geniş kapsamlı Akad’ca – İngilizce sözlük yayınlamayı başarmış, Akad tabletlerinin çözülmesinde büyük hizmetler vermiştir.


Anadolu Selçuklu devleti ve Anadolu beylikleri döneminde özellikle Arapça ve Yunanca önemli rol oynamış, Karamanoğlu Mehmet Bey, Yunancayı yazışma dili olarak kabul etmiştir.


Bilindiği gibi Osmanlı İmparatorluğu, çok geniş alanda, farklı dil, din, ırklı ülkelerde uzun yıllar hüküm sürmüştür.


Osmanlı İmparatorluğu, özellikle gerileme döneminden sonra, dil çalışmalarına gerekli önemi vermemiş ve bu nedenle bir avuç Osmanlı aydını ve gayri Müslüm Osmanlı vatandaşları dışında yabancı dil bilenler çok az sayıda kalmıştır.


Osmanlı Mebusan Meclis Başkanı Halil Menteşe bu durumu özetle şu şekilde ifade etmiştir: “Yurtdışından gelen yabacı diplomatlara durumumuzu anlatacak dil bilen çok az idi ve dil bilenler de gayri Müslüm vatandaşlarımız, özellikle Ermenilerdi, biz kendilerine tercümeleri doğru yapmaları için ricada bulunuyorduk.”


Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fetih ettikten sonra, Bizans’ın kültürel mirasını ve mülki yönetim sistemini detaylı olarak incelemiş ve bu kurumları Osmanlı devleti yönetimine uygulamıştır.

Özellikle, Mevlâna Celalettin Rumi’nin Mesnevi Eseri gibi, Türkçeye Farsça ve Arapçanın etkin şekilde etmesinden (Osmanlıca) sonra, birçok eser Farsça ve Arapça olarak yazılmıştır.

*Veysel Dombaz, 1939 Bekilli – Denizli doğumlu, adı geçen ölü dilleri tercüme edebilen, konuşabilen, arkeolog.








Comments


İletişim

Gönderini aldım, teşekkür ederim.

Sitenin tüm hakları Akdeniz Dergi'ye aittir.

bottom of page