Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası - Genç Cumhuriyetin Ekonomi Manifestosu
- Adil Can Kavcar
- 2 Eki 2023
- 3 dakikada okunur
Ülkenin ilk yıllarında kurucu kadro; yıkıntılar arasından mümkün olan en kısa sürede yeni ve ayakları yere sağlam basan bir ülke inşa etmeyi hedefliyordu. Bu nedenle kurtuluş savaşı sonrasında savaş politikasının ön planda olduğu hükümet programları yerini ekonomik kalkınma odaklı politikalara bıraktı.
Ekonomik atılımların hemen hepsini sekteye uğramadan hayata geçirebilecek kabineler kurularak onlar ile yola devam edildi. Gerek İsmet İnönü gerekse sonrasındaki Celal Bayar başbakanlığında kurulan bu hükümetler, 1930’ların dünya görüşüne uygun, cesaret sahibi ve atılımcı kişilerden oluşmaktaydı.
Bu “sanayi atılımını benimseyen hükümetler” döneminde kısa sürede cesur ekonomik kararlar alınmıştı. Bu sayede ülkenin dört bir yanında sırası ile bankalar, devlet tekelinde bile olsa fabrikalar, sayısız modern teknik eğitim kurumları açıldı.
Ekonomik gelişimin temel taşları olarak hem çevresini sosyo-kültürel açıdan geliştirecek hem de ekonomik olarak geliştirebilecek sanayi iştirakleri ve fabrikalar seçilmişti.
Ülkenin kalkınma hedefleri doğrultusunda, özellikle Aydın – Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası yapımından icrasına kadar Mustafa Kemal Atatürk’ün de bizzat içinde yer aldığı bir beyin takımının liderliğinde tasarlanmış ve kurulmuştu.

Onlara göre bu fabrika daha sonra kurulacak diğer fabrikaların tümüne örnek olabilecek özellikleri içinde barındırmalıydı.
Ekonomik kalkınmanın yanında bulunduğu bölgenin insanlarına adete bir kültür, spor, yaşam ve sanat merkezi olarak da hizmet etmeliydi.
Cumhuriyetin kurucu kadrosu savaşlar içerisinde yitirilmiş bir Anadolu halkı ile tüm bu atılımları gerçekleştirmesi gerektiğini biliyordu.
Fakat bu halk, 1800’lerde Avrupa’da başlayan ve Amerika’ya kadar yayılan sanayileşmeden nasibini almamış bir İmparatorluğun en alt tabakasıydı.
Ticaretini bile gayrimüslimlerin yürüttüğü toplumun ağır yükünü taşımak ile görevlendirilmişti.
Kurucular bu yüzden öncelikle bütün geçimini tarım-hayvancılık özelinde kazanmış olan Anadolu halkının sanayileşme çağına acilen adapte edilmesi gerektiğini çok iyi bilmekteydi.
Bunun için görüş ve düşünce olarak Cumhuiyet'e en yakın toplumun nüfusça ağırlıkta olduğu Aydın ilinin Nazilli ilçesi seçildi. İlçe özelinde yapılan fizibilite çalışmalarının çoğu bölgenin basma sanayi konusunda gelişime açık bir alan olduğunu göstermekteydi.
Bozdoğan yolu üzerinde 65.000 m2 bir alanın tesisleri ile birlikte fabrikanın tüm ihtiyaçlarını karşılayabileceği anlaşıldı.

Fakat biraz önce de belirttiğim gibi Anadolu halkı sanayileşme konusunda oldukça tecrübesizdi.
Bu sebeple fabrikanın inşası ve icrasında belirli bir süre için Sovyetler Birliği ile anlaşıldı. Kullanılacak makinelerin önemli bir çoğunluğu Sovyetler Birliğinden geldi. İlk aşamada işi öğrenmek adına kalifiye 120 mühendis ve ustada yine Sovyetlerden getirildi.
Fabrikada çalışmak üzere Nazilli ve çevresinden ortalama 2.250 işçi istihdam edilmişti. Fakat fabrikanın en büyük özelliği sosyal olarak çalışanlar, aileleri ve civar halk ile birlikte yaşayan bir fabrika olmasıydı.

Yerleşkesinin içerisinde; balo tertip edilmesi, dans gösterilerinin icrası ve sinema gösterimi için bir kültür merkezi, tiyatro oyunları için halkevi, hamam, spor salonu, tenis kortları, futbol sahası, Ar-Ge merkezi, laboratuvar, imalat atölyesi, hem işçilere hem de halka hizmet vermesi için sağlık merkezi, elektrik-su santralleri vardı.
Ayrıca fabrika çalışanlarından kurulu müzik korosu, işçi konseyi, spor kulübü ve fabrika ressamları vardı.
O dönemde nüfusu 12.000 kişi olan bir kent için hemen her detay düşülmüştü. Ekonomik yaşamı sosyal hayat ile birleştiren dönemin en iyi projesi olan bu tesisin temeli 25 Ağustos 1935’de atıldı, 9 Ekim 1937 yılında fabrikanın açılışı bizzat Mustafa Kemal Atatürk’ün katılımı ile gerçekleşti.
Açılış konuşmasında büyük komutan "Her fabrika bir kaledir." sözünü söyleyerek aslında ülkenin ekonomik kalkınmasının ana temellerinin sanayi ve endüstri gelişime bağlı olduğunu bir kez daha açıkça vurgulamıştı.

Fabrikanın açılışının yapılmasından sonra hasta olmasına rağmen Başbakan İsmet İnönü, Ekonomi bakanı Celal Bayar ve fabrika müdürü Fazıl Turga ile fabrikayı gezmeyi ihmal etmedi.
Gezinti sırasında bir anlık duraksadı. Gözlerini kapattı ve adeta bir müzik eseri dinler gibi çevresinde hiç durmadan çalışan makinelerin çıkardığı sesi bir süre dinledi.
Sonra etrafındakilere dönerek “Beyler, işte bu ses mükemmel bir musikidir.” diyerek memnuniyetini dile getirdi.

Yukarıdaki tüm bileşenleri ile Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası; 1930’ların Türkiye'sinin Kurtuluş Savaşı sonrası verdiği ekonomik kalkınma mücadelesinin, sanayileşme çabasının ve Türk halkına sanayi ve ticareti öğretme seferberliğinin en önemli örneklerinden birisiydi.
Bu proje Atatürk'ün genç Cumhuriyetin çoğunluğunu oluşturan Anadolu haklının bilinçlenmesi ve kalkınması için yapmış olduğu Köy Enstitüleri, Sosyal Fabrika, Halkevleri, uçak sanayi, demiryolu gibi diğer önemli projelerin sadece bir tanesiydi.
Bu projeler 1950 yılından başlayarak ABD dayatması ile sistematik olarak sonlandırılmaktaydı.
Bir bir kapatılan kurumlar ve yok edilen projelere nazaran dayatmalara, kötü yöneticilere ve bu yöneticilerin yol açtığı büyük borçlara inatla direnerek 1999 yılına kadar faaliyet göstermeye devam etti.
Bu tarihten sonra fiilen kapanan fabrika 2002 yılında Özelleştirme İdaresi tarafından bedelsiz olarak Adnan Menderes Üniversitesine devredildi.
Fabrika kapatıldıktan sonra çalışanlarında Bursa'daki fabrikaya nakledilmesi kararı alındı. Yıllarca fabrikaya emek veren insanlar ve onları bağrına basan Nazilli halkı personelin Bursa'ya nakledildiği gün gözyaşlarına boğuldu.

Daha 1930'larda kendi kendisine yeten, binlerce insana iş imkanı sağlayan, bünyesinden genç Türk mühendisler-yöneticiler yetiştiren, içerisinde hastane, lojman, sinema tiyatro balo ve konser salonları, tenis kortlar, futbol sahası, tiyatro kulübü, senfoni orkestrası, korosu, enerji üretim tesisi, talaşlı imalat üretim tesisi, Ar-Ge ofisi, mizah dergisi, spor takımı ve daha birçok imkanı bulunan bu devasa tesis günümüzde atıl ve kaderine terk edilmiş vaziyettedir.
Adil Can KAVCAR, İzmir, 28.09.2023
Comentários