top of page

İşletmelerin yeşil adımları ile sürdürülebilir bir gelecek mümkün olabilir mi?

  • Yazarın fotoğrafı: Adil Can Kavcar
    Adil Can Kavcar
  • 8 Ara 2024
  • 7 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 27 Ara 2024

Küresel ısınma ve iklim değişikliği içinde bulunduğumuz gezegenin karşı karşıya kaldığı en büyük tehditlerden birisi. Artan nüfus ve sanayileşme ile çoğalan insan faaliyetlerinin neden olduğu sera gazı emisyonları bu tehdidi oluşturan en önemli bileşen olarak öne çıkıyor.


Özellikle son 10 yılda reklamlarda dahil olmak üzere hemen her alanda karşımıza çıkan sera gazı ve karbon ayak izi kavramları arasında oldukça güçlü bir bağlantı var. Aslında bu iki kavram birbirini tamamlar nitelikler taşıyor diyebiliriz.


Onları doğru anlayabilmek için ilk aşamada ayrı ayrı tanımlama yapmak oldukça önemli.


Atmosferde biriken karbon monoksit, metan ve azot oksit gibi sera gazları Dünya’nın yüzeninden yansıyan ısıyı atmosferde hapseder ve küresel ısınmaya sebebiyet verir.


Sera gazı emisyonu bu gazların endüstriyel süreçler, tarım ormansızlaştırma ve fosil yakıt kullanımı gibi insan faaliyetleri sonucunda atmosfere salınmasını ifade eder.


Karbon ayak izi ise bir insan, topluluk, ülke veya şirketin ürettiği ürünün veya faaliyetlerinin doğrudan veya dolaylı olarak neden olduğu toplam sera gazı emisyonlarının ölçümüdür.


Karbon ayak izi genellikle karbondioksit eşdeğeri cinsinden hesaplanarak bulunur. Yani sadece karbon ile ilgili bir kavram değildir.


Sera gazı emisyonu olmuş olan bir faaliyetin çevreye olan zararını simgelerken, karbon ayak izin ise o zarara sebep olan zararların ölçümüdür diyebiliriz.


Peki bu çevresel bilinç ne zaman ve nasıl oluştu, sürdürülebilirlik kavramı ne zaman konuşulmaya başlandı?


Bu durumun önüne geçmek amacı ile ilk somut adım 1972 yılında Stockholm Konferansında atıldı. Bu konferans ile ilk kes çevresel sürdürülebilirlik konusu uluslararası arenada tartışıldı.

1988’deki hükümetler arası iklim değişikliği paneli (IPCC) ile bilimsel veriler ortaya koyuldu. Bu çalışmalar sera gazı emisyonlarına yönelik bilimsel çalışmalara dayanak oldu.


1992’de birleşmiş milletler iklim değişikliği çerçeve sözleşmesi (UNFCCC) Rio’da düzenlenen zirvede kabul edildi. Bu sözleşme sera gazı emisyonlarının küresel olarak kontrol altına alınması ile ilgili temel nitelik taşıdı.


Akabinde 1997 yılında gerçekleşen Kyoto Protokolü sera gazı emisyonlarını azaltmak için bağlayıcı hedefleri içinde barındıran ilk uluslararası anlaşma olarak tarihe geçti.    


2000’li yılların başlangıcında ise yenilenebilir enerji projeleri hız kazandı, bir çok ülkede fosil yakıtlara olan bağımlılığı azaltmak konusunda önemli ve uzun vadeli planlar geliştirildi.


2015 yılına gelindiğinde dünya artık geri dönüşü olmayan bir yola girdiğinin farkındaydı. Bu sebeple küresel sıcaklık artışını en azından 1.5-2 derece ile sınırlamak amacı ile Paris Anlaşması yürürlüğe girdi.


2015’ten bugüne ise dünyada açıklanan diğer AB’nin 2050 ve Çin’in 2060 hedefleri ve Yeşil Mutabakat gibi regülasyonların kısıtlamaları etkisi ile birçok ülke ve şirket net sıfır karbon emisyonu hedeflerini açıkladı.


Küresel emisyonlara işletmeler ve sanayileşmenin etkisi nedir?

Küresel karbon emisyonları küresel anlamda incelediğimizde aşağıdaki tablo ortaya çıkmaktadır;


Paydaş Grubu

Küresel Emisyonlara Olan Katkısı (%)

Açıklama

Enerji Üretimi

34

Elektrik ve ısı üretimi için fosil yakıtların yakılmasından kaynaklanan emisyonlar.

Tarım ve Ormancılık

22

Tarımsal faaliyetler, hayvancılık ve ormansızlaşma nedeniyle oluşan emisyonlar.

İşletmeler ve Sanayi

21

Üretim süreçleri, enerji tüketimi ve endüstriyel faaliyetlerden kaynaklanan emisyonlar.

Ulaştırma Sektörü

15

Karayolu, havayolu, denizyolu ve demiryolu taşımacılığından kaynaklanan emisyonlar.

Bireysel Tüketim

8

Hane halkı enerji kullanımı, özel araç kullanımı ve bireysel tüketim alışkanlıklarından kaynaklanan emisyonlar.

Yukarıdaki tablodan da görüleceği gibi işletmelerin ve sanayileşmenin küresel emisyonlara olan etkisi %21’dir. Buda onu paydaşlar sıralamasında 3. sıraya koyar.


Ancak işletmeler ve sanayileşme aslında dolaylı yoldan enerji tüketimi, tarım ve ormancılık, ulaşım sektörü ve bireysel tüketim gibi diğer tüm paydaşların küresel emisyon oranını arttırmaktadır.


İşletmeler enerji ile çalışır, ağırlıklı olarak orman ürünleri tüketimi yine buralarda gerçekleşir, her sabah işletmelere gitmek ve akşam evine dönmek için milyarlarca insan ulaşım sektörünü kullanır, işletmelerin ürettikleri bireylerin tüketim alışkanlığını etkiler ve bu madde özetle tüm bu paydaşların küresel emisyon oranlarını dolaylı olarak arttırır.


İşletmelerde yeşil dönüşüm faaliyetleri ve bu faaliyetlerin kanun, teşvik, birlik ve odalarca desteklenmesi

İşletmelerin genel manada karbon ayak izlerini azaltmak için başvurduğu faaliyetler genel birkaç başlık altında toplanabilir.


Bunlar; enerji yönetimi ve yenilenebilir enerji kullanımı, tedarik zinciri yönetimi, çalışan davranışlarını değiştirme politikası, sürdürülebilir ürün tasarımı, karbon telafisi ve doğal alanların korunması, ileti teknoloji yatırımları, çevresel standartlar ve regülasyonlara uyum sürecidir.


Enerji Yönetimi ve Yenilenebilir Enerji kullanımı

İşletmeler ilk etapta devlet desteklerinden, bölgesel teşviklerden yararlanmak üretim maliyetlerini uzun zadede düşürmek gibi konuların onları cezbetmesi ve nihayetinde tükettiklerini temiz enerji ile karşılayarak karbon ayak izlerini azaltmak için yenilenebilir enerji kullanımına yöneldi. Dünyanın hemen her noktasında özel şirketlerin sahip olduğu arazi GES ve Çatı GES faaliyetleri arttı.


  • Teknoloji şirketleri %100 oranında yenilenebilir enerji sistemlerine geçti. Birçok noktada karbon nötr politikasını uyguladı.


  • İnternet üzerinden satış yapan dünya devleri şirketleri veri merkezleri rüzgâr enerjisinden sağlanan elektrik ile çalışıyor.


  • Sosyal medya şirketleri tüm veri merkezlerini yenilenebilir enerji ile çalıştırıyor. Elektrikli otomobil üreten bazı önemli markalar fabrikalarında tamamen güneş ve rüzgâr enerjisi kullanıyor.


  • Yiyecek ve içecek devleri enerji ihtiyaçlarının önemli kısmını biyogaz tesislerinden karşılıyor.


  • Önemli mobilya satış mağazaları gibi mobilya devi ise bazı mağazalarında jeotermal enerjiyi tercih ediyor.


Enerji verimliliği konusunda ise,


  • Önemli teknoloji firmaları akıllı bina otomasyon sistemleri uygulamaları aktif olarak kullanıyor.

  • Alışveriş mağazalarının aydınlatmasına LED sisteme geçerek %10 tasarruf sağladı.

  • Otomobil devi marka hibrit üretim hatlarında enerji kullanımını optimize edip fabrika atık ısı geri kazanım sistemleri ile enerji tüketimini %20 oranında düşürdü.

  • Global dağıtım ve yiyecek firması fabrikalarındaki enerji yoğun prosesleri modernize ederek karbon emisyonlarını %65 oranında azalttı.

  • Ünlü bir arama motoru veri merkezlerinde soğutma sistemi optimizasyonu ve yapay zeka tabanlı sistemlerle sürekli izleyerek enerji kullanımını %50 oranında azalttı.

  • Ülkemizin büyük bir beyaz eşya üretim markası üretim tesislerinde kullanılan sıcak havayı yeniden enerjiye dönüştürerek öneli ölçüde enerji tasarrufu sağladı.


Tedarik Zinciri Yönetimi

Özellikle alanında dünya devi global işletmeler bu alana hem maliyetlerini hem de sebep oldukları karbon ayak izlerini azaltmak için önem veriyor.


  • Bazı önemli işletmeler özellikle malzeme tedarikini nakliye kaynaklı karbon emisyonlarını azaltmak ve depo maliyetlerini düşürmek için just-in-time metoduna uygun olarak yerel kaynaklar önceliğinde gerçekleştiriyor.


  • Dünyaca ünlü konteyner taşımacılığı yapan firmalar operasyonlarında kullanılan karbon nötr yakıtlar ve enerji tasarruflu tren-kamyon sistemleri ile karbon emisyonu oranlarını %15-20 arasında azaltıyor.


  • Giyim firmaları hammadde üretiminden mağaza satışına kadar tüm tedarik zincirlerinde sürdürülebilir uygulamaları teşvik ederek tedarik zincirlerinin şeffaflığı sağlıyor, onları izlenebilir hale getiriyor ve sürdürülebilirliğe teşvik ediyorlar.


  • Dünyaca ünlü bir içecek firması ambalaj ürünlerinde biyolojik olarak parçalanabilir malzemeleri tercih ederek sürdürülebilir ambalajlama metotlarını uyguluyor.


  • Bilgisayar üreten bir marka kullanılmış elektronik ürünlerden geri dönüştürülen malzemeleri yeniden tedarik zincirine dahil ediyor, Ünlü bir ayakkabı üreticisi ise eski spor ayakkabıların geri dönüştürülmesi sürecinde elde edilen yeni hammaddeyi üretiminde kullanıyor ve döngüsel ekonomi modelleri ortaya çıkartıyor.


  • Online satış mağazaları lojistik merkezlerinde ve depolarında enerji tüketimin azaltıcı otomasyona sahip akıllı enerji yönetim sistemleri kullanarak karbon salınımlarını düşürüyor.


  • Bazı firmalar tedarikçilerini enerji verimliliği artırmaları için eğitim programlarına dahil ederek düşük karbonlu tedarikçiler ile çalışma ilkesini uyguluyor.


  • Teknoloji devleri atık geri kazanımları ile bu alanda ön plana çıkıyor.


Çalışan davranışlarını değiştirme politikası

İşletmeler yalnızca yönetsel politikalar ve gerçekleştirdiği uygulamalar ile değil aynı zamanda çalışanlarının bilinçlendirilmesi ile de bu süreçlere aynı zamanda toplumsal katkılar sağlıyor.


Bu firmalardan bazıları çalışanlarına sürdürülebilirlik odaklı eğitimler sunuyor. Bu sayede günlük iş süreçlerine de bu kültürü empoze ediyor.


Çalışan bilgisayarlarının otomatik uyku moduna geçmesi, aydınlatmanın hareket sensörleri ile devreye girmesi, gereksiz biçimde açık cihazların kapatılması alışkanlığı kazanılması gibi küçük ama etkili önlemler ile çalışanlarını eğitiyor.


Çalışanlarına toplu taşıma kartları dağıtma, bisiklet ile işe gelen personele ek teşvik sunma, bisiklet park alanları oluşturma ve çalışanların indirimli scooter kullanması için indirim kuponları dağıtma gibi politikalar izliyor.


Birçok şirket özellikle ofis ortamlarında atıkların ayrışması için renk kodlu geri dönüşüm kutuları kullanmaya çoktan başladı bile.


Özellikle COVID sonrasında önemli sosyal medya ve sistem yazılımı üreten firmalar çalışanlarına hibrit ve uzaktan çalışma programları uyguladı ve bu sayede işe gidip gelme konusunda ulaşım kaynaklı karbon emisyonlarını azalttı.


Bazı yerel firmalar çalışanların çevre dostu, sürdürülebilir ve yenilikçi fikirler sunması için yarışmalar düzenliyor.


Birçok firma kahve stantlarında tekrar tekrar bardak kullanmaması ve fazla atık oluşturmaması amacıyla çalışanlarına termos dağıttı. Sürdürülebilirlik günü ve ağaç dikim etkinliği gibi faaliyetler ile çalışanlarının bu konuda bilinçlenmesine destek oldu.


Türkiye'de faaliyet sürdüren önemli bir enerji dağıtım firması, uzun zamandır müşterilerine dağıtılan ajandaların dijital ortamda kaydedilebilir ve mikrodalgada ısıtılarak sayfaların silinmesi sonrasında tekrar tekrar kullanılabilir hale getirdi.


Sürdürülebilir ürün tasarımı

İç işleyişlerinin dışında ürünlerine de sürdürülebilir özellikler ekleyerek firmalar kullanıcılarına da bu konuda kılavuz olma niteliği taşıyor.


Bu noktada bazı tekstil devleri geri dönüştürülmüş plastik şişelerden elde edilen polyester kullanımına geçişi planlıyor. Önemli bir ayakkabı üreticisi ise sadece okyanus plastiklerinden üretilen ayakkabı serisini piyasaya sürdü.


Global mobilya üreticileri ürünlerinin tasarımlarını daha da basitleştirerek tüketicilerin yedek parça erişimini kolaylaştırıyor ve bu sayede daha uzun ömürlü ve tamir edilebilir ürünler ile ürün kullanım döngüsünü uzatıyor.


Teknoloji ve kozmetik firmaları ürün ambalajlarında artık biyolojik olarak parçalanabilir ürünleri tercih ediyor.


Bir kot pantolon üreticisi ikinci el ürünlerinin geri getirilip yenilenmesi ve yeniden satışına olanak tanıyor.   

Araştırma firmaları hava ve deniz suyundan üretilen karbon bazlı biyoplastik geliştirerek karbon nötr çözümler sunuyor.


Birçok üretici ise minimal ambalajlama veya ambalajsız ürün çözümleri ile bu alandaki kullanımı kısıtlıyor ve karbon ayak izini azaltmada önemli katlılar sunuyor.


Karbon telafisi ve doğal alanların korunması

Tüm önlemlerin alınmasına karşın şirketler finansal döngülerini döndürebilmek için illaki karbon ayak izi oluşturuyor. Bunu en azından azaltmak için oluşturdukları sera gazı emisyonlarını nötrleme çabaları gösterip karbon telafisi ve doğal alanların korunması gibi faaliyetlerin için bulunuyorlar.


Bunun için birçok firma, karbon kredileri satın alarak karbon telafi projelerine yatırım yapıp emisyon dengeleme, ağaçlandırma projelerine yatırım yaparak doğal alanların korunmasına yardımcı olma gibi birçok faaliyetin içinde yer alıyor.


İleri teknoloji yatırımları

Firmalar aynı zamanda üretim süreçleri içerisinde yer alan ve enerji tüketen elemanların sınıflarının geliştirilmesi, optimizasyonu ile ilgili de birçok çalışma yürütüyor. Bu çalışmaların verimli olarak çalıştırılması ve takip edilmesi için bünyelerine yapay zeka ve otomasyon sistemleri kurumları yapıyor, IoT tabanlı sistemlerin kullanımı ile fabrika ve ofis alanlarındaki enerji verimliliklerini arttırıyorlar.


Çevresel standart ve regülasyonlara uyum süreci

Yazının en başında anlattığımız tarihi süreç içerisinde bu konuda birçok regülasyon ve çevresel standardın olduğundan bahsetmiştik. Bunlardan birisi olan net sıfır karbon stratejisi kapsamında her şirket uzun vadede karbon emisyonlarını azaltmak için hedefler belirlemeli ve tüm bu hedefler ve uygulamaların sonuçlarını ESG raporlaması ile şeffaf olarak raporlayabilmelidir.


Sonuç olarak karbon ayak izini azaltmak sadece çevreye karşı olan sorumluluğuna delalet etmez, aynı zamanda gelecekteki faaliyetlerini ve hayatta kalabilme olasılığını arttırır.


Şirketler yukarıdaki tüm faaliyetler ile çevresel sorumluluklarının yanında aynı zamanda üretim, operasyon, süreç ve enerji maliyetlerini düşürürler. Aynı zamanda müşterileri yani tüketicileri gözünde de çevreye duyarlı bir marka imajı oluştururlar.


Ancak dünyamızın içinde bulunduğu bu durumdan herkes eşit miktarda sorumludur. Bu sebeple gösterilen bu çaba sadece işletmeler ile sınırlı kalmamalı. Karbon ayak izinin etkili biçimde azaltılması ve daha yaşanabilir bir dünya elde etmek için odalar, dernekler, sivil toplum kuruluşları, bireyler ve hükümetler ortak çaba göstermelidir. Bu sayede yıllardır gösterilen çaba daha kalıcı ve anlamlı hale gelir.


Toplumda söz sahibi olan tüm paydaşların iş birliği hem politika oluşturma hem de iş birliği yaratma süreçlerini güçlendirip pekiştirir.


Devletlerin çevre dostu politikalarına, sivil toplum kuruluşları bilinçlendirme çabaları ve bireylerde günlük alışkanlıklarını değiştirmesi ile destek verebilir. Bu sayede hareket toplumsal bir dönüşüme fırsat verir. Ortak vizyon ışığında hareket edildiğinde sadece şirketler olarak değil, toplumun tüm kesimlerinin katıldığı daha sürdürülebilir bir gelecek elde etmek mümkün olacaktır.


Adil Can Kavcar

08.12.2024

Comments


İletişim

Gönderini aldım, teşekkür ederim.

Sitenin tüm hakları Akdeniz Dergi'ye aittir.

bottom of page