top of page

Görevi sonsuza dek sürecek uzay araçları-1: Pioneer-10

  • Yazarın fotoğrafı: Adil Can Kavcar
    Adil Can Kavcar
  • 10 Ara 2022
  • 4 dakikada okunur

İkinci dünya savaşı sonrasında Dünya 1947 yılında iki kutba bölündü.


O tarihten 1991 yılına kadar sürecek soğuk savaşın bir ucunda Sovyet Sosyalist Rusya liderlinde doğu bloğu ülkeleri, öteki uzunda ise Amerika liderliğindeki batı bloğu vardı.

İki kutbun amasız mücadelesi hemen her alanda sıkı bir yarış içinde olmalarına yol açıyordu.

Bu yarış Dünya ile sınırlı değildi, uzaya taşınmıştı.


Uzayda yapılacak keşifler için iki kutupta amansız bir yarışa girmişti.


1957’de Rusya Sputnik-2’yi içinde bir köpek ile fırlattı.


Böylelikle dünya yörüngesine canlı taşıyan ilk ülke oldu.


1959 yılında yine Rusya, Luna 1,2 ve 3 roketleri ile bazı insansız ay görevleri gerçekleştirdi.


Tarihler 1961’i gösterdiğinde ise uzay araştırmalarındaki ilk dönüm noktasına ulaşıldı ve Rus Vostok-1 uzay aracı ile Kozmonot Yuri Gagarin uzaya giden ilk insan oldu.


Amerika ve batı bloğu bu gelişmeler sonrası yarışta oldukça geride kaldı.


Fakat 1969 yılında ise Amerika ikinci dönüm noktasına ulaşmayı başardı.

Apollo 11 uzay aracı ile 3 Amerikalı astronotu aya gönderdi.


Aya ilk ayak basan insan ise Amerikalı astronot Neil Armstrong oldu.


Gezegenimizin uydusuna yapılan birkaç insanlı görev sonrasında ise artık güneş sisteminin diğer gezegenlerini, hatta güneş sistemi dışındaki sistemleri yani dış uzayı keşfetmek için çalışmalar başladı.


Güneş sistemi dışındaki yaşamı incelemek için NASA ve JPL (Jet İtki laboratuvarı) ortaklığında gerçekleşen çalışma ve TRW şirketinin teknik desteği ile 1969 yılında Pioneer-10 uzay sondasının yapımına ikiz kardeşi Pioneer 11 ile birlikte başlandı.


Çalışmalar 3 yıl boyunca devam etti.


Uzay aracının teknik özellikleri


Diğer uydu ve sondaların aksine Pioneer 258 kg ağırlığı ve kalkışta harcadığı 155 vat güç ile oldukça hafif ve az enerji harcayan bir uzay sondası olarak tasarlandı.


Aracın yön değiştirme kabiliyeti her biri 4.5 Newton hidrazine sahip 3 adet itici ile sağlandı.

Araç üzerinde ihtiyaç duyulan elektrik dört adet SNAP-19 radyoizotop termoelektrik üreteci sayesinde sağlandı.


Jeneratörler grafit ısı kalkanı ile korunmuş ve bir kapsül içinde yer alan plütonyum-238 ile çalışıyordu.


Pioneer 10; biri dar dar ışınlı, diğeri ise çok yönlü olmak üzere 2 adet antene sahipti.

Anten alüminyum malzemeden üretilmişti.


Uzay aracı anteninin dünyaya dönük kalabilmesi için anten ekseninde paralel bir eksen etrafında dönüş yaparak görevini gerçekleştirecekti.


Her verici ve alıcı S bandı boyunca veri iletmek için tasarlandı.


Araç; helyum vektör manyetometresi, dört küre plazma analiz cihazı, yüklü parçacık enstrümanı, kozmik ısın teleskobu, geiger tüp teleskobu, hapsolmuş radyasyon detektörü, meteoroid detektörü, asteroid detektörü, ultraviyole fotometre, görüntüleme fotopolarimetresi, kızılötesi radyometre ile donanımlandırılmıştı.


Pioneer 10’un fırlatılması ve ilk görev süreci


Fırlatma 3 Mart 1972’de yerel saatle 01:49’da Florida’dan Atlas-Centaur fırlatma aracı ile gerçekleşti.


Araç dönüş hızı, fırlatma sonrası 4,8 rpm’de kaldı ve görevi boyunca devam etti. Sonda ilk etap için 51.682 km/saat hıza ulaştı.


Araç fırlatmadan 11 saat sonra ayın yanında geçti.


Fırlatmadan 10 gün sonra ise araç üzerinde bulunan tüm ekipmanlar aktif hale getirildi.


Temmuz 1972’de Pioneer 10, Jüpiter ve Mars yörüngeleri arasında bulunan astroit kuşağına giren ilk uzay aracı oldu.


Uzay aracı en büyük çapı 1mm olan parçacıklar arasından önemli bir çarpışma yaşamadan geçti.


6 Kasım 1973 tarihinde uzay aracı Jüpiter’den 25 milyon km uzaktaydı.


2 Aralık’tan itibaren uzay aracından alınan gezegen ve uzay görüntülemeleri Dünya’dan yapılan görüntülemelerin kalitesinin üzerine çıktı.


Araç Jüpiter yörüngesinde iken Jüpiter nedeniyle maruz kaldığı radyasyon yanlış komutlar üretmesine neden oldu.


Bunların birçoğu düzeltilmesine karşın Jüpiter’in birkaç yakın görüntüsünün zarar görmesine engel olunamadı.

Jüpiter Yörüngesi Yardımı ile Pioneer-10'un Yaşadığı Sapan Etkisi (Anlık hız : 18.6 km/saniye)

Jüpiter’in etrafındaki asteroid kuşağından kurtulmasından sonra Pioneer-10’u güneş sisteminin dışına çıkaracak sapan etkisini oluşturacak Jüpiter’e yakın bir yörünge seçildi.

Bow (Yay) Şokları

Böyle bir manevra ilk kez bir uzay aracı ile gerçekleştirilecekti.


Jüpiter yörüngesinden kuvvet alan Pioneer-10 başarı ile Neptün’e doğru yola çıktı.


Bu noktada Pioneer-10’un maruz kaldığı sıcaklık -183 derecelere kadar düşmekteydi.


Pioneer-10; Jüpiter manyetosferinin güneş rüzgârı ile etkileşime girmesi ile gezegene yakın noktalarda oluşan bow (yay) şokuna tam 17 kez maruz kaldı.


Derin uzaya geçiş ve sonrası


Haziran 1983’de uzay aracı son gezegen olan Neptün’den de uzaklaşarak derin uzaya geçiş yaptı.


Güneşten 10 milyar km uzaklığa ulaştığı 31 Mart 1997 yılında resmi olarak görevini tamamlamış oldu.


Ancak araç üzerine entegre sistemler sayesinde bu tarihten sonrası içinde Dünya’ya veri aktarmaya devam etti.


Araçtan son başarılı telemetri sinyali 27 Nisan 2002 tarihinde alındı.


Son zayıf sinyalini ise dünyadan 12 milyar km uzaktayken fırlatışının üzerinden 30 yıl, 10 ay, 21 gün ve 22 saat geçmesinden sonra 23 Ocak 2003’de gönderdi.


Bundan sonrası için uzay aracı derin uzayda kör uçuşuna devam etmesine rağmen kendisi ile herhangi bir iletişim kurulamadı.


Artık derin uzayda yalnız bir kaşifti.


Yaklaşık 31 yılı aktif olmak üzere toplamda 51 yıldır görevde.


Bu görev süresinin 26 yıllık kısmında, güneş sistemi dışında yani derin uzayda ilerliyor.


Sinyalleri bize ulaşamasa da yapılan tahminlere göre halen Boğa takımyıldızlarına doğru yoluna devam ediyor.


Pioneer-10’un derin uzaydaki diğer canlı ve akıllı varlıklar ile karşılaşma ihtimali


Dünya dışında Pioneer-10’un başka bir canlı ve akıllı bir form ile karşılaşma ihtimali de göz önünde bulundurularak araç içerisine 229 mm’lik altın plaklar yerleştirilmiştir.

Pioneer-10'da bulunan Altın Plaklar

Bu plaklarda uzay aracının nereden geldiği (Güneş sistemi ve dünyanın haritası) ve görevinin ne olduğu ile ilgili sembolik şekiller yer almaktadır.


Ayrıca yine plaklar üzerinde dünya üzerinde yaşayan insan formunun bir tasviri olarak çıplak erkek ve kadın figürleri de bulunur.


Eğer herhangi bir çarpışmaya maruz kalmazsa Pioneer-10’un görevi dünya ile bağlantısı olmasa bile sonsuza kadar devam edecek.


Bizim için tamamlanan bir misyon olmasına rağmen günün birinde canlı bir formun eline geçmesi ile belki de ilk kez dünya dışından farklı bir form ile ilk temasımızı sağlayacak.

Yorumlar


İletişim

Gönderini aldım, teşekkür ederim.

Sitenin tüm hakları Akdeniz Dergi'ye aittir.

bottom of page