top of page

Finlandiya'nın Toplumsal Uyanışı

  • Yazarın fotoğrafı: Adil Can Kavcar
    Adil Can Kavcar
  • 29 Nis 2022
  • 3 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 14 Eki 2022

Dünyanın en kuzeyinde ve belki de en soğuk noktalarından birinde konumlanmış ülke olan Finlandiya, neredeyse bir asır boyunca süren bir uyanma, kalkınma ve bağımsızlık mücadelesinin ilk kıvılcımını nasıl yaktı?


Aydınlarının öncülüğünde halkını nasıl ve hangi yöntemlerle bilinçlendirdi?


Eğitimin temel taşı olan öğretmenlerin kişisel gelişimlerini nasıl planladı?


Din adamlarının ülkedeki bilimi ve reformları etkilemeyen bir anlayışla halka yaklaşmasını nasıl sağladı?

Sadece alkol ve kumar ekseninde hareket edemez hale gelmiş ordu ve subay kademesini ve ayrıca askeri okullarını nasıl ülkenin en seçkin kurum, kişi ve okulları haline getirdi?


Bataklık ve kayalardan oluşan bir coğrafya üzerinde tarımsal reformlarını nasıl gerçekleştirdi?

Tüm bu uyanışın mimari olarak görülen Johan Vilhelm Snellman kimdi ve ne için mücadele etti?


İşte kuzeylilerin ders niteliğindeki toplumsal uyanış hikayesi :

1800’lü yılların başında genel manada dünyaya bakıldığında yorgun ama hala güçlü imparatorlukların ön planda olduğu görülüyordu.


Toplumsal uyanış hareketleri yer yer baş göstermesine rağmen güç hala çok uluslu ve sömürgeci ülkeler, topluluklar veya imparatorluklardaydı.


Dünyanın ortasında ve güneydeki hızlı ticaretten ve bol kaynaklardan yararlanamadığı için bir parça geride olsa bile kuzey Avrupa'da güç Almanya ile birlikte İsveç'teydi.


Özellikle 1800’lerin başında yoğun İsveç baskısı ile özellikle Finlandiya ülkesi derin bir fakirliğin içerisine itilmişti.

Devletin her kademesinde İsveçli memurlar görev yapmaktaydı.


Ticaretten, sanayiye, tarımsal faaliyetlerden mühendisliğe, subaylardan din adamlarına kadar hemen hemen toplumun “eli kalem tutan” kültürlü kesiminin tamamı İsveçliydi.


Finlandiya halkı geri kalmışlığın verdiği fakirlik ve kendilerine yapılan ikinci sınıf insan muamelesi ile bir köşeye itilmişti.

Fin halkının kişisel gelişimi ve eğitim hayatı sadece okuma ve yazmayı öğrenmekten ibaretti.


Bundan sonrası için ilerlemeleri İsveçliler tarafından karşılaştıkları yoğun baskı nedeniyle neredeyse imkansızdı.

Toplumdaki bir avuç aydın ise Fin halkına tepeden bakan bir yaklaşım içerisindeydi.


Halk ile aralarında hiçbir köprü yoktu.


Yani genel tabloya bakıldığında tüm noktalarından teslim alınmış bir ülke içerisinde yaşayan umutsuz halk ve az sayıda olan, halka tepeden bakan sözde aydınlardan oluşma kendi dilini bile konuşamayan bir ülke durumunda idi Finlandiya.


Çaresizliğin pençesindeki bu toprakların yarısını birde İsveç baskısı yetmezmiş gibi 1808 yılında Çarlık Rusya'sı ele geçirdi.


1810’lu yıllara gelindiğinde ülkeyi İsveç ve Rusya yarısından paylaşmış biçimde ortak olarak yönetiyordu.

İşte tam bu dönemde 1806 yılında İsveç’in Stockholm kentinde Johan Vilhelm Snellman dünyaya geldi.


1810’da ailesi ile birlikte daha 4 yaşındayken Rus işgali altındaki Finlandiya’ya göçtü.


Snellman tam bir Georg Hegel hayranıydı.


Bu hayranlığını akademik çalışmalarına da yansıttı.


Yapmış olduğu bir çok çalışma neticesinde Helsinki Üniversitesinde dersler vermeye başladı.


1838’de üniversitelerin devlet kontrolüne girmesi ile birlikte dersleri geçici bir süreliğine kaldırıldı.


Bu süreç içerisinde sırası ile İsveç ve Almanya’da yaşadı.

Düşüncelerinin çağın ötesinde, ilgi çekici olması sebebi ile popülaritesi günden güne arttı.

Finlandiya’ya döndüğünde tekrar profesör olarak ders vermesi için Helsinki Üniversitesine başvurdu.


Bu arada da belli başlı dergilerde eğitimin tekrar Fince yapılması gerektiği ile ilgili yazılar yazdı.


Yazılarının ses getirmesi hükümeti rahatsız etti ve hatta bu nedenle yazarı olduğu Saima dergisi kapatıldı.

Ancak 1856 yılında tekrardan Profesör unvanı ile Helsinki Üniversitesinde tekrar göreve başlayabildi.


Snellman önderliğinde Fin yükselişi 1810’dan başlayarak 1880’lere kadar devam etti.


Bu süreç öncelikle Fin aydınlarının halka tepeden bakmasını engellemek ile başladı.


Toplumu cahil olan bir ülkede aydınların bilgisinin pek bir önemi yoktu.


Bu sebeple öncelikle aydınlara toplumun anlayacağı dilden onları aydınlatmaları gerektiği aşılandı.


Sonrasında öğretmenlerin sadece zamanı gelince maaş almaya giden memur kafasında olmaması gerektiği öğretildi.

Ayrıca kendilerine yönelik düzenlenen yaz kursları ile işlerini iyi yapmaları konusunda uyarıldı.

Git gide Rus hakimiyetine giren ülkede akıllı hamleler ile Ruslar ile anlaşılarak yeni bir anayasa devreye sokuldu.


Parlamento yeniden faaliyete geçti.


Devlet adamları ve bürokratların Finlerden oluşması sağlandı.


Snellman, yürütülen bu toplumsal kalkınma hareketinde sadece aydın, öğretmen veya devlet adamlarının hassasiyet göstermesinin yeterli olmayacağını biliyordu.


Bu yüzden devlet memurlarına adalet duygusuna sahip duyarlı ve bilinçli vatandaş yetiştirilmesi için onlarında kendilerine yardımcı olması gerektiğini söyledi.


Köklü değişimlerden biri de orduda oldu.


Daha önce askerler kışlada içki içen ve kumar oynayan, halka kaba davranan bireylerden oluşmaktaydı.


Snellman özellikle genç subaylara konferans vererek toplum üzerinde askeriyenin önemini anlattılar.


Seminerlerin etkisi ile ordu dinamiklerine gelen düzen ailelerin iyi eğitim ve terbiye alması için çocuklarını askere göndermesi ile topluma da yayıldı.


Kışlalarda artık bilim, kültür ve buna benzer birçok konu konuşulur hale gelmişti.


Üst kesimden gelen bu yenilik hareketinin olumlu yönlerini gören halk değişime ayak uydurmak için bireysel olarak da daha çok çalıştı.


En üst kesimden en alt kesime kadar toplumdaki her birey okulların açılması, verimli toprakların elde edilmesi, üretimin yaygınlaşması, nitelikli okulların yaygınlaşması konusunda elini sonuna kadar taşın altına soktu.


Snellman’ın başlattığı bu Fennoman hareketi, 1860’da Snellman’ın maliye bakanlığına gelmesi ile doruk noktasına ulaştı.


Öyle ki 1865’de Finlandiya kendi para birimi olan Markka’yı piyasaya sürdü.


İşte 1800’lü yıllarda yapılan bu ve bunun gibi birçok atılım Fin halkının tüm tabakalarından olumlu geri dönüşler aldı.


Uyanışın başlangıcı olarak görülen bu dönemden sonraki 1900’lü yıllarda Finlandiya ve Fin halkı gelişimini arttırarak devam ettirdi.


Günümüzde ise bu kuzey ülkesi Dünya’nın bir çok ülkesini sosyal, kültürel, siyasal ve bilimsel birçok alanda geride bırakarak yükselişine devam etmektedir.

Comments


İletişim

Gönderini aldım, teşekkür ederim.

Sitenin tüm hakları Akdeniz Dergi'ye aittir.

bottom of page