
Çarlık Rusya’sının birinci dünya savaşı ile yıkılmasının ardından genç Sovyet sosyalist Rusya’nın güney kanadı sayılabilecek bir yerde Ordubad’da 1938 yılında doğdu Elçibey.
1938 yılının Haziran ayında başlayan ömrünün ilk yıllarında ikinci dünya savaşına katılan babasını kaybetti.
“Çok işkence gördüm hiçbirisine yanmam da yakamda bir Atatürk rozeti vardı onu aldılar hala içim yanar.”
5 yaşından itibaren yetim kalan Elçibey’in ilk gençlik yılları bu nedenle oldukça zor geçti.
1957 yılında başladığı Bakü Devlet Ünivesitesini 1962 yılında bir Filolog olarak bitirdi. Sırasıyla 1965 yılında yüksek lisans eğitimini, 1969 yılında ise doktora eğitimini tamamladı.
Elçibey, öğrencilik yıllarının tamamında Azerbaycan devrim tarihini konu alan derneklerini kurmak ve bu derneklerin faaliyetlerini yürütmek ile geçirdi.

1975 yılında ise Bakü Devlet Üniversitesinde öğretim görevlisi olarak göreve başladı.
Fakat o dönem Azerbaycan içerisindeki aklı başında her genç gibi onunda içinde bağımsızlık ateşi yanıyordu.
"Azerbaycan’ın birliği geleceğimizin başlıca meselesidir. Karabağ’ın anahtarı Tebriz’dedir. Azerbaycan halkı, İran’dan ayrılmalı, müstakil devletini kurmalı ve sonra da kuzeydeki devletle görüşmeler yaparak bütün, müstakil ve demokratik Azerbaycan devletini kurmalıdır. Azerbaycan halkı, o güne şimdiden hazırlanmalıdır."
Ancak dönemin sosyalist merkezi yönetimi ise bu tarz eylemleri asla affetmemekteydi. Milliyetçi düşünceleri yaymak suçundan Elçibey bir yıl altı ay kadar hapis yattı.
Hapisten çıktıktan sonra ise 1977 yılında Azerbaycan Milli İlimler akademisinde araştırma görevlisi ve anabilim dalı başkanı olarak görev yaptı.
Sovyetlerin dağılma sinyali verdiği 1989 yılında Azerbaycan Halk Cephesi’ni kurdu ve başkanı seçildi.
Yeni partisi ile 1990 yılında Azerbaycan’daki SSC seçimlerine girdi ve 45 milletvekili kazandı.
Bu seçim sonrasında muhalefet milletvekilleri AHC liderliğinde Bağımsız Azerbaycan Demokratik Blokunu kurdu.

Bu blokta yer alan toplamdaki 47 Milletvekili Azerbaycan’ın bağımsızlığını kazanması adına yapılan referandumda evet oyu kullanmıştı. Bu grup daha sonra istiklalci milletvekilleri olarak adlandırılacaktı.
15 Mayıs’ta mevcut yönetime karşı yapılan darbede de AHC ön plandaydı. Bu darbe sonunda mevcut hükümet devrildi ve yerine Geçici Cumhurbaşkanı olarak İsa Gamber göreve getirildi.
18 Ekim 1991’de Azerbaycan’ın bağımsızlığını kazanması sonrası süreçte 16 Haziran 1992’de yapılan seçimde oyların 59,4% ünü alan Elçibey Azerbaycan’ın ikinci Cumhurbaşkanı seçildi.
Cumhurbaşkanlığı süresi boyunca Azerbaycan’ın bağımsızlık sonrası Atatürk ilke ve inkılaplarına uygun olarak yönetilmesi ve inşa edilmesi için çabaladı.
Verdiği birçok demeçte her zaman Atatürk’ün bir askeri olduğunu vurguladı.
1988 yılından bu yana devam eden Azerbaycan ile Ermenistan arasında birinci Karabağ savaşı esnasında Karabağ’ın 52%’lik bir kısmını ele geçiren Azeri komutan Suret Hüseyinov 1993 kışında vermiş olduğu yanlış bir kararla taarruza kalkmıştı. Taarruz sonrasında ağır bir yenildi alarak Ağdere’ye çekilmek zorunda kalmıştı.
Bu yenilgi sonrasında ise Elçibey yenik komutanı görevden almak istemişti. Görevden alınma talebi kendisine tebliğ edilen Hüseyinov, Sovyetlerin dağılması esnasında terk ettiği askeri teçhizat ile Bakü’ye karşı bir darbe girişimine başlamıştı.

Birlikleri ile Bakü önlerine kadar gelmişti.
Darbe girişimini ve olması muhtemel iç savaşı engellemek isteyen Elçibey Nahçivan Cumhurbaşkanı olarak görev yapan Haydar Aliyev’i Bakü’ye çağırdı.
Üçlü arasında yapılan görüşmeler sonrasında Suret Hüseyinov Başbakanlığa atanmıştır.
Ayrıca bu darbe girişimi ile Elçibey’de Cumhurbaşkanlığını haydar Aliyev’e bıraktı.
Azerbaycan tarihinde çok önemli bir figür olan Ebulfez Elçibey, yaşamının önemli bir kısmını ülkesinin bağımsız kazanmasına ve sonraki dönemde de çok önemli bir kısmını kazanılan bağımsızlığı ne pahasına olursa olsun korumaya adamıştır.
Görev süresi boyunca, Rus ordusunun Azerbaycan sınırları dışına çıkarılması, Kiril harflerinden Latin harflerine geçilmesi, milli paranın basılması gibi birçok önemli işe de imza atmıştır.
Cumhurbaşkanı olduktan sonra ilk gerçekleştirdiği yurtdışı gezisi Türkiye’ye olmuştur. Bu gezi esnasında TBMM’de gerçekleştirdiği bir konuşmada yolunun Mustafa Kemal’in yolu olduğunu açıkça beyan etmiştir.
Anıtkabir'e gerçekleştirdiği ziyarette de hatıra defterine "Ey büyük Türk, büyük komutan. Sizi ziyaret etmekle kendim ve milletim adına onur duydum. Senin askerin Elçibey" ifadelerini yazmıştır.
Comments