top of page

Arşivleme ve not alma kültürünün başarının sürdürülebilirliğine etkisi

  • Yazarın fotoğrafı: Adil Can Kavcar
    Adil Can Kavcar
  • 11 Kas 2022
  • 3 dakikada okunur

Bilim insanlarına göre dünya 4,5 milyar yıl önce oluştu.


Günümüzdeki anatomik yapıya sahip insanın ilk ataları ise 5,5 milyon yıl önce dünyada yaşamaya başladı.


Anatomik açıdan modern insan ise 200.000 yıl önce Afrika’da ortaya çıktı ve oradan bütün dünyaya yayıldı.


Günümüzdeki düşünce sistemine sahip insan modelinin ataları ise ilk kez 50.000 yıl önce yaşadı.


Fakat dünyada toplamda 5,5 milyon yıldır var olan tek akıllı form olan insanın yaşayışının, kültür ve ahlak değerlerinin, korkusunun, sevincinin, üzüntüsünün, zaferlerinin veya hezimetlerinin sadece 5.500 yıllık kısmı biliniyor.


Bu bilinirliği 5.500 yıl (MÖ. 3500) önce semboller kullanarak çivi yazısını icat eden Sümerlere borçluyuz. (Sümerler ayrıca, şu anda dünyada var olan milletlerin ve inanç topluluklarının yaşayış biçimlerinin, adetlerinin, geleneklerinin ve dünyada görülen bazı gelişimlerin ilk uygulayıcısıdır.)


Daha sonrasında takip eden yüzyıllarda ise Mısır medeniyeti hiyeroglif yazısını icat ederek yazının gelişimine katkıda bulundu.


Yazının gelişmesi ile mevcut konuşulan diller daha kurallı ve yazıma uygun hale geldi.


Dünya üzerinde insanın ayak bastığı her noktada bir dil muhakkak konuşulmasına karşın asıl kitlesel çapta gelişim o dilin yazıya adapte edilmesi ile sağlandı.


Yazının gelişmesi ile topluluklar günlük yaşayışlarını, başlarından geçen büyük olayları, özel günlerini, adetlerini, ritüellerini yazmaya başladı.


Bu dünya üzerindeki ilk arşivleme ve not alma kültürünü ortaya çıkardı.


Ayrıca yazının toplumda dinamik olarak yaşayan insanlar tarafından daha da ulaşılabilir bir hale gelmesi ile toplumlar hakkında daha seçici ve detaylı bilgiler elde edildi.


İnsanların bireysel düşünce yapıları ortaya çıktı.


Eski Yunan medeniyetinden başlayarak, Roma ve Mısır’ın dünyaya hâkim olduğu dönemde yazının sadece yazılması değil çoğaltılması da sağlandı.


Sonrasında MS.700’lerde yazının nimetlerinden Arap coğrafyası faydalandı.


Buradaki aydınlanma yetiştirilen önemli bilim insanları ve düşünürler sayesinde Avrupa’da yaşanan Rönesans’a kadar devam etti.


Rönesans’ın getirileri sayesinde Avrupa toplumları bilinçlendi.


Böylelikle bilimsel çalışmalar belli bir sisteme oturdu.


Bu noktada yazıyı doğru diğer materyaller ile harmanlayarak akıllıca kullanan her millet, toplum veya topluluk günümüzün modern dünyasına kısa sürede uyum sağladı.


Sanayi ve teknolojide gelişimin öncüsü oldu.


2000’lerin dünyasında; geçmişini iyisi ve kötüsü ile detaylıca bilen, bunlardan ders çıkarabilen, geçmişinin önemli noktalarını arşivleyebilmiş, topluma pozitif faydası olmuş, ulaşabildiği her bireyin bilinç düzeyini yükseltebilmiş ve kendisini geliştirmiş her insan, aile, şirket, topluluk veya millet gerçekleştirdiği bu çalışmaların her alanda mükafatını aldı.


Öte yanda ise; hurafelerden medet uman, kısa yoldan para kazanmak isteyen, üretme yerine tüketme odaklı olan, geçmişindeki kötü olayları ört-pas eden, yalan tarih yazan ve buna inanan, çalışmalarını mesnetsizce ve sadece günü kurtarmak için yapan, sadece kopyalayan, not almayan, yaptığı başarıları ve başarısızlıkları arşivlemeyen, sıkı çalışma yerine boş lakırdı peşinde olan her insan, aile, topluluk veya millet ya köle ya da yok oldu.


Her insan aklını kullanarak mücadele ederse doğası gereği başarıya ulaşır.


Fakat burada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta başardıktan sonra o başarının sürdürülebilir hale getirilmesidir.

Bu yüzden sadece anlık başarı insan için yeterli bir seviye değildir.

Başarıyı yakalayan her insan, aile, toplum veya millet not alma ve arşivleme kültürünü doğru biçimde kullanarak başardıklarını bencilce kendine saklamak yerine onları sürdürülebilir ve ölümsüz hale getirmek ile mükelleftir.


Başarıya giden yol, o yolda görülen her türlü başarısızlıklar da dahil olmak üzere aşama aşama, madde madde yazılmalı, dosyalanmalı, arşivlenmeli ve gerektiği kadar çoğaltılarak ilgili yerlere verilmelidir.


Bu hem kendisi hem içinde yaşadığı toplum için hem de sonrasında gelecek nesillere bilginin aktarılabilmesi için önemli bir görevdir. Bu sayede gerekli sürdürülebilirlik yakalanır.


Ülkemizde de en büyük problem başarısızlıklar değil, anlık başarılardır.


Bilimsel, teknolojik, finansal, kültürel, edebi, siyasi vb. hemen her alanda dikkat edilirse ülkemiz geçmişte dönemsel olarak önemli başarılara imza atmıştır.


Fakat bu kazanım sonrasında çalışmalar ya yarıda bırakılmış ya da hiç kayıt altına alınmamıştır.

Böylelikle sonrasında aynı veya benzer başka alanlarda yapılan çalışmalar için öncesinde dayanak olacak hiçbir veri bulunamamıştır.


Veri olsa daha az efor sarf edilerek ve daha az hata yapılarak yapılacak çalışmalar için elle tutulan hiçbir şey olmaması sebebi ile aynı aşamalar kısır bir döngü gibi sürekli tekrarlanmış ve tekrarlanmaktadır.


Bu nedenle bireysel veya toplumsal olarak eğer devamlılığı olan başarıyı hedefliyorsa o yoldaki her nokta üşenmeden, çekinmeden veya bencilce gizlemeden not alınıp, arşivlemelidir.

Commenti


İletişim

Gönderini aldım, teşekkür ederim.

Sitenin tüm hakları Akdeniz Dergi'ye aittir.

bottom of page