21. Yüzyılda örgütlü ve şımartılmış cehalet ile mücadele
- Adil Can Kavcar
- 1 Tem 2023
- 4 dakikada okunur
Günümüz dünyasındaki az gelişmiş ülkelerin ve hatta batılı bazı emperyal ülkelerin içinde barındırdığı en büyük sorunlarından birisi örgütlü cehalettir.
Bu sorunsal insanlık tarihinin başlangıcından itibaren süregelen sosyolojik gelişim problemlerinin bir sonucudur.
Tek başına ele alındığında bile büyük bir problem olarak göze çarpan cehalet, özgüveni yüksek ve yeterince şımartılmış bir topluluk tarafından benimsendiğinde örgütlü cehalet haline dönüşür.
Sadece cehalet toplumun alt kademesini derinden etkilemesine karşın, örgütlü cehalet hemen her kesimi etkileyen tehlikeli bir olaydır.
Toplumun en küçük yapı taşı olan aileden başlamak üzere, iş hayatından, özel yaşama, ülke yönetiminden, topluluk yönetimine ve hatta sivil toplum kuruluşlarına kadar hemen her noktada uygun şartlar bulduğunda örgütlü cehalet kendini rahatlıkla gösterebilir.
Genellikle eğitim ve kültür düzeyi az topluluklarda daha sık görülmesine karşın günümüzde bazı kişisel kaygıların ve menfaatlerin işin içine girmesi ile birlikte eğitim seviyesi yüksek insan topluluklarında dahi kabul edilen veya edilmiş gibi görülen önemli bir tehlike haline gelmiştir.
İnsan gelişiminin en yüksek seviyelere çıktığı 20. ve 21. yüzyıllar bu gelişim ile birlikte beraberinde kitlelerin birbirleri ile olan iletişimi ve etkileşimini daha da arttırmıştır.
Daha önceki yüzyıllarda belirli coğrafyalara veya topluluklara özgü olarak görülen cehalet, günümüzdeki teknolojik gelişim ve kitlelerin birbirleri ile daha fazla etkileşimde olması sebebi ile hemen her topluma sirayet etmiştir.
Bu duruma verilebilecek en güzel örnek yakın zamanda tüm dünya üzerinde etkisini hissettiren COVID-19 pandemisi üzerinden verilebilir.
Daha önce görülen bölgesel salgınların aksine, dünya üzerinde mesafelerin kısalması ve insan topluluklarının etkileşiminin daha fazla olması ile Çin’in Wuhan şehrindeki bir pazaryerinde başlayan basit bir salgın, olağan üstü bir artış göstererek 2 sene boyunca dünyayı esir almış, binlerce insanın ölümüne ve milyonlarca insanın kalıcı hasar almasına sebebiyet vermiştir.
Salgının çıkışı ile etkisini gösteren küresel panik insanoğlunun kalıcı olmasa bile en azından korunma amacı ile maske, temizlik, mesafe ve aşı gibi geçici yöntemlere acilen başvurmasına yol açmıştır.
Neyse ki kalıcı bir çözüm yolu aranmasına gerek kalmadan durum bir şekilde kontrol altına alınmış ve virüs geçirmiş olduğu mutasyonlar neticesinde daha zararsız hale gelmiştir.
Ancak örgütlü cehalet probleminin öncesinin cehalet olması ve bu kavramın insanlığın başlangıcından itibaren temel bir problem olarak artarak devam etmesi mevcut durumun bir pandemi kadar geçici olamayacağının en büyük göstergesidir.
Kavramı örneklendirerek açmamız gerekirse,
Aile içerisinde var olan ve sürekli olarak kaos ve dedikodudan beslenen, yaygaracı, başkalarını değil sadece kendini düşünerek bencilce hareket eden, köylü kurnazlığı üzerinden türlü entrikalar üreten ve tek yaptığı şey kendi haricindeki herkesi eleştirmek olan insanların oluşturduğu topluluklar,
İş hayatında küçük hesaplar ile hareket eden, kemikleşmiş problemleri görmesine rağmen çözmeyen ve aksine daha çok alevlendiren, kendi köşesini bırakmamak adına eleştirilerin her türlüsüne kulaklarını kapatan ve eleştiri kabul etmeyen, hatayı hep karşı tarafta arayan, hak eden ile hak etmeyeni eşit statüde değerlendiren, hakkı ile değil bazı küçük oyunlara başvurarak bir yerlere gelmeye çalışan, yenilik ve gelişime kulaklarını tıkayan topluluklar,
Meslek odalarında sadece belirli bir düşünce sistemine mensup insanlara ayrıcalık tanıyan, harici insanları kapıdan dahi sokmayan, sadece kendi cebi ve çıkarlarını düşünen, bu çıkarlar doğrultusunda hareket eden, düzenlemiş olduğu etkinlikleri amacı dışına çıkaran ve bir propaganda malzemesi haline getiren, etkinlik düzenlemeyi nemalanmak veya hunharca içerek sarhoş olmak olarak gören topluluklar,
Devlet yönetimi ve bürokraside liyakatten uzak mevcut ideolojiyi benimseyen kadrolar kuran, işi daha iyi yapacak olan açıkça belli iken sadece kendi çıkarları veya belirli bir zümre çıkarları için başaramayacak olana veren ve o kişiyi yani dolayısı ile arkasındaki inançlı topluluğu bilerek ve isteyerek yok etme yolunu benimseyen, bazı memurları canı çıkıncaya kadar çalıştırıp büyük bir kısmına ise ciddi ödenek ayırmasına rağmen yılın yarısında yatıran, toplumun problemlerini çözme odağından saparak kendi ceplerini ve adamlarının ceplerini doldurma yolunu seçen topluluklar örgütlü cehalet sınıfında incelenebilir.
Bunun haricinde tüm bunlar olurken örgütlü cehalete bulaşmamak adına susan, kafa sallayan veya onların yapmış olduğu eylemlerden nemalandıkları için sesini çıkartmayan herkes ise bu konuda doğrudan veya dolaylı olarak destekleyici ve şımartıcı konumunda görülebilir.
Aslında yukarıda belirttiğim gibi bu tip insanlar tarihin başlangıcından itibaren sürekli olarak var olmuş ve gelecekte de var olmaya devam edecektir.
Ancak günümüz koşullarındaki en büyük problem bu insanların birleşerek ve cehalet kisvesi altına sığınarak çığ gibi büyümesidir.
Bu noktada günümüzde karşılaşılan problem geçmişteki gibi kısa vadede çözülebilecek gibi durmamaktadır. Çünkü aslında mücadele edilmesi gereken şey cehalet değil, cehaletten nemalanan ve onların elleri üzerinde pamuk gibi yükseltilen insanlardır.
Yani mevcut problem, geçici tedbirler ile çözülemez haldedir. Bunun yerine mevcut durum iyi analiz edilerek ve köküne inilerek kalıcı bir çözüm yolu geliştirilmelidir.
Yakın geçmişe bakıldığında bazı toplumlarda benzer problemlerin görüldüğü ve nedenin köküne inilerek yok edildiği açıkça görülebilir.
Finlandiya, 1800’lerin başında iki ülkenin sömürüsü altında yok olmaya yüz tutmuş bir ülke iken, toplumu cehalet pençesine düşmüş, eğitimi yok edilmiş, kültürü emperyal devletler esareti altına alınmış, ordusu bertaraf edilmiş, memurları işten bir haber ve aydınları toplumdan uzaklaşmış iken, sadece bir adamın başlattığı ve sistematik olarak yürüttüğü kararlı bir mücadele ile 100 yılda tüm bu sıkıntılarını bir kenara atmış ve toplumsal olarak kalkınmıştır.
En önemlisi ise toplumun hemen her kademesinde verilen kararlı mücadele ile öncelikle örgütlü cehaletin savunucuları, susucuları, nemalananları ve destekçileri bitirilmiştir.
Arkasındaki desteği kaybeden zararlı topluluklar, ülkede 100 yıl içerisinde her noktadan silinip atılmıştır.
Buradan da anlaşılacağı üzere toplumun en temeli olan aileden başlamak üzere devlet yönetimine kadar hemen her kademede yanlışa ve kötüye susanları, ondan nemalananları ve beslenenleri yok etmek ile örgütlü cehaleti yok etmek demektir.
Bir dayanağı ve desteği kalmayan zararlı her kavram yalnızlaşmaya mahkumdur, önce izole edilir, toplumun geri kalanının tepkisini üzerine çeker ve sonrasında ise tüm kötülüğü ile birlikte toplumun diğer bileşenlerinin en büyük hedefi haline gelir ve yok edilir.
Adil Can KAVCAR, 01.07.2023, Denizli
Comments